BİR TAŞLA BEŞ KUŞ VURMAK!

Bakan Ersoy’un göreve geldiği günden itibaren hiç boş durmadığı, uzun yıllar sektörde yaşadığı sorunların bilincinde olarak çözüm yollarını bir bir devreye almaya başladığını sevinerek izliyoruz.

Yıllarca Otelcilik yapmış birisinin tesislerin en büyük sorununun kalifiye eleman bulunamamasına bağlı olarak sürdürülebilir kalite ve misafir memnuniyeti sağlanamamış olduğunu bilmemesi zaten beklenemezdi.

Biraz da bu noktada “Damdan düşenler” olarak bizlerin her fırsatta gündeme getirmiş olmamızdan kaynaklanmış olduğunu düşünüyoruz ki geçtiğimiz gün sorunun çözümü olarak sunulan önemli bir adım atıldığını okuduk.

Sektörün büyüyen kalifiye eleman sorununa çözüm getirmeyi amaçlayan, Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Millî Eğitim Bakanlığı arasında imzalanan Mesleki ve Teknik Eğitim Protokol’ü hem işletmeler hem de çalışanlara kolaylık ve avantajlar sağlayacağı gerekçesi ile her iki bakan arasında imzalanarak hayata geçirildi.

Şimdi öncelikle, böyle bir adımın sektörün bu kanayan yarasına kesin ve kalıcı bir çözüm olup olmayacağını tartışmak istiyorum.

Öncelikle protokolün MEB ile yapılmış olması işin eğitim yönüne verilen önemi göstermesi açısından doğru ve gerçekçidir.

Ancak, böyle bir protokolün nasıl hayat bulacağı ve nasıl sürdürülebileceği noktasında ciddi tereddütlerim olmasına rağmen “Bir işe başlamak o işin yarısını tamamlamak demektir.” Atasözünden hareketle tamamen de karşı duracak değilim.

Zira böyle bir hamle eğer bundan yıllar önce Rahmetli Özal’ın Turizm hamlesine eş zamanlı olarak başlatılmış olsa idi biz ancak şimdilerde bu ciddi sorundan bahsetmiyor olacaktık.

Demem o ki, bu protokolün bize uzun vadeli bir çözüm sunmasıdır, oysa gerçeğin %84 ü eğitimsiz 250 binin üzerinde eksik istihdamla yürüyen sektörün meyvelerinin ancak üç beş yıl sonra yenilebilecek bir projeyi beklemeye tahammülü olmayışının bilinmesidir.

Etkili çözümün, daha radikal ve gerçekçi projeler ve bir de sorunun odak noktasını iyi tespit etmekten geçtiği bilinmelidir.

Nedir etkili ve radikal çözüm?

Öncelikle, neredeyse Türkiye’nin turizm yatağı sayısının yarısına sahip, özellikle güney egedeki yatakların yüzde doksanının yılın 6 ila 8 ayını kapalı geçirdiğini ve bu süreler de çalışan on binlerce gencin sezon sonu gerekçesi ile sokaklara döküldüğü gerçeğini düşünmek ve bu konuda proje üretmenin daha doğru olacağını savunuyorum.

Var mıdır bu işin çözümüne yönelik proje?

Evet vardır!

Derneğimizce hazırlanıp daha önce de Devletimizin ilgili mercilerine sunulan böyle bir projenin detaylarını talep edildiği taktirde en ince ayrıntılarına ve püf noktalarına kadar verebileceğimizi bildirmekle beraber ana fikrini özetle sunayım;

Bu protokolde “Hami Oteller” olarak düşünülen otelleri “Pilot Oteller” yaparsınız, bu oteller çalışanlarını kış aylarında sokağa atmazlar, on binler kış sezonu boyunca otellerinde eğitime tabi tutulurlar.

Ancak böyle bir projenin protokolünün diğer tarafı Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ve bağlı olarak Türkiye İş kurumunun ilgili yönetmelikleri olur.

Hem devlet sokaklara salınan gençlere “işsizlik fonundan” para ödemekten kurtulur,

Hem bu oteller kışın otellerini toz topraktan çürütmemiş olurlar,

Hem kim bilir belli mi olur personel otelde olacağına göre ufak ufak operasyona da devam edilir,

Bu vesile ile ve bu bölgelerde sezon uzatımı yavaş yavaş devreye girer,

Yağlı etten neler çıkmaz…

Yatırımcılar, otellerinin sıcacık cıvıl cıvıl ortamlarını görüp hissettikçe müşteri odaklı yeni hamleler yapmazlar mı?

Hem çocuklarımızı ser sefil olmaktan sektör değiştirmekten kurtarmış olur muyuz?

Oluruz…

Bir taşla beş kuş vurmuş olur muyuz?

Oluruz…

Hedef; Top yekûn hızlandırılmış “İsviçre Turizm Eğitim sistemi” çerçevesinde mesleki ara eleman eğitimi…

İşte size başlangıç noktası…

Sektörün sorunlar yumağının önceliğine Eğitim denilince bu tür hızlı çözümler ortaya koymak daha uygun ve akılcı olacaktır diye düşünüyorum…

Sevgilerimle

Serdar Karcılıoğlu    /    baskan@boydbodrum.org.tr